Freelance, İşverenlik ve Müşterilik Kavramları Üzerine..

freelance-laptopBildiğiniz gibi, biz, bağımsız internet çalışanları tüm dünyada freelance çalışan veya freelancer başlığında isimlendiriliyoruz. Ülkemizde de bu kavram son birkaç yıldır daha duyulur, söylenir oldu. Bu tabirin henüz ülkemizde yeni yeni yerleşiyor olmasından kaynaklandığını düşündüğüm bazı  anlam – yaklaşım sorunları var. Ben de şu sıralar ev-ofis’inden freelance olarak projelere dahil olan ve yürüten bir bağımsız çalışan olarak bu sorunlarla uzun süredir karşılaşıyorum. Bunlardan biri ve belki de olaya yaklaşımlarda en önemli problemlere sebep olanı; “freelance’de müşteri kimdir?” ve “işveren kimdir?” sorularına verilen cevaplar..

İşi yapacak kişi (freelance çalışan kişi) gözüyle ve bu kişinin bilgisine ve konusuna (web tasarımcı, danışman, grafiker veya bağımsız her ne yapıyorsa) hakim olduğunu düşünürsek, iş isteğini yapan kişinin, onun müşterisi olduğunu kabul etmektedir, etmelidir.

Diğer taraftan, bağımsız çalışan kişiden iş talep eden taraf çeşitli sebeplerden kendisini işveren olarak görmekte ve sık karşılaşıldığı şekilde patronvari tavırlar sergilemekte ülkemizde. Tabii yurtdışıyla bu tarz çalışan arkadaşlar belki bu konuyu daha detaylı açabilirler ama şimdilik bunu bir kenara bırakalım.

Şimdi önümüzdeki soru(n)lar şunlar: Freelance çalışan kişi geçici bir personel mi, gerçekten bağımsız iş yapan bir taşeron mu, yoksa başka bir şey mi?  Pekii, talepte bulunan taraf; İşveren mi, müşteri mi?

Bakış açısı tüm bu ticaret ilişkisinin kalbinde durduğundan, çok önemli!

Ortak bir bakış açısı bulamayacaksak, bakış açılarımıza karşımızdakinin görüşlerini de dikkkate alarak ayar çekmemiz gerekiyor.

Öncelikle; ortada “istenilen bir iş” ve “ben bu işi yaparım” diyen iki taraf olduktan sonra ilk önce yapılması gereken detaylı bir iş akdinde karar kılınması. Bu akid iki taraf için de ileride doğacak problemlerin önceden bertaraf edil(ebil)mesi açısından çok önemli. İş isteyen taraf bu anlaşma metniyle (evet mutlaka metne dökülmeli) bilecek ki, istediği iş(ler) makul bir süre içerisinde tamamlanıp kendisine teslim edilecek (burada yine iki taraf için de iyi olabilecek bir not: esneme payı bırakmak faydalı olur). Freelance çalışacak taraf da bilecek ki, işi tamamladığında (veya anlaşmaya göre değişmekle birlikte ödeme tarihlerinde) emeğinin karşılığını alacak.

Başka bir yazıda bu iş akidlerinde dikkat etmek gereken noktalar üzerinde duracağım ama şimdiki konumuz, bu metinde veya karşılıklı iletişim kanallarındaki hitaplarda, net bir şekilde, kimin ne sıfatla bu iş alışverişinde taraf olduğunu belirtmek.

İster müşteri, ister işveren olsun, iş isteyen taraf, adı ne olursa olsun, sınırlarını bu anlaşmada öğrenmeli. Sınırlardan kastım şu; belirtilen işin esnetilerek bambaşka bir işe dönüştüğü, bazı durumlarda anlaşılan iş/ücret ikilisinin oranlarının çok (hatta bazen aşırı) esnediği durumlarla hepimiz karşılaştık, karşılaşıyoruz. Bu gibi durumlarda iki tarafın da madur olmaması için “her şeyi baştan konuşalım” ilkesini iki tarafın da bellemesi gerekiyor.

Freelance çalışan kişilerin sakınması gereken müşteriler genellikle şu yaklaşımlarda bulunuyor:

  • Sen hele bir başla da bakarız.
  • Bu işi sen benim istediğim fiyata yap, ben sana daha çok müşteri getiririm!
  • Bu bir başlangıç olsun, memnun kalırsak diğer işlerimizi de sizinle yaparız!

Bu tarz yaklaşımlar profesyonel freelance çalışan kişilere göre değildir, olmamalıdır. Yine de uzlaşmacı olmak ve vereceğiniz hizmetin kalitesini iş talebinde bulunan tarafa en uygun şekilde anlatmaya çalışmak, doğru hareket olacaktır.

 

Beğendiniz mi?

11 yorum

  1. Serhat Yanıkoğlu   •  

    Bağımsız çalışan insanların karşılaştıkları en ciddi sorunlara işaret eden ve adeta deneyimlerden damıtılarak elde edilmiş bir yazı. İş akdi ile ilgili gelecek yazıyı merak içinde bekliyorum!

  2. Altuğ Gürkaynak   •  

    @Serhat Yanıkoğlu
    Notlarımı toparlayıp en kısa sürede onu da bu sayfada yayınlayacağım Serhat’cım, yorumların için çok teşekkürler :)

  3. Freelancer rolündeki işi yapan kişi ancak referanslarıyla belli bir cizginin üzerine cıkabilmişse söz hakkına sahip olabiliyor bu ülkede. Bu noktaya gelebilmekte aynen ana ramine düştüğünüz an da milyonlarca spermle yaptığınız yarışı kazanmak kadar meşakkatli bir iş. Zor demiyorum. Meşakkatli. Bizim mesleğimiz akla hayale gelmicek şekilde aşağılanmaya ve hor görülmeye müsait bir iş.
    Mesela
    – ulan oturduğun yerden işi götürüyon kebab valla
    – iki enter enter’a basıyon iş tamam
    – bunu bizim fuatta yapar ama ben sana yaptırıcam
    – aslında şöyle basit bir site istiyoruz ama cok profesyönel olsun (??)
    – bana mynetin aynısını kaca yaparsın (??)
    gibi gibi

    Zamanının efsane web tasarımcısı olan Bülent Boz bundan 10 küsür yıl önce biz daha cevirmeli ağ ile nete girip 34kb ile hotmaili acmaya calisirken soyle demisti ” web tasarımı yapmak bir sanattır ”

    Müşteriye özel kurgulayacağınız bir hayal gücü ve düşünme sürecinden gecip yepyeni grafikler tasarlayıp logolar yapıp alt yapıyı programlayıp güncelce saatlerce calısıp cabaladığınız düzgün calıssın diye binbir testten gecirip bi ton detayını ayarladığınız bir siteyi yani aslında bi nevi el emegi goz nurunuzu hic bi zaman hakettiği fiyattan satamazsınız. Ama en azından emeklerinizin değerinin bilinmesini istersiniz. ama yukarda saydığım gibi. ne müşteri bunu anlar. ne de derdinizi anlatırsınız. Ya bu işten vaz gececeksiniz yada enter enter yapmaya devam edeceksiniz…

  4. Tuğrul Yılmazer   •  

    Çok doğru… Vaadlere göre iş hiç bir zaman yapılmamalı. Herşeyin yazılı olarak belirtilmesi gerekiyor. İşin süresi, maliyeti ve diğer konu ile soru işaretleri yazılı anlaşma ile belirtilmezse her iki tarafında başı çok ağrır.

    “Freelance” lar iş veren tarafı arasındaki ilişki kesinlikle işçi ve işveren şeklinde olmamalı. Sizinde belirttiğiniz gibi burda işveren kesinlikle müşteri tarafıdır. Sizde sipariş üzerine gelen ürünü sağlayan tarafsınızdır.

  5. evren   •  

    Çok doğru tespitler… Devamını bekleriz…

  6. Hacer Hancı   •  

    Sevgili Altuğ, tespitlerin doğru olmakla birlikte konu sadece freelancer ile değil, tüm meslekler ile de ilgili.
    İşverenlerin on parmağında on marifet olsun ama asgari ücrete çalışsın düşüncesinin hakim olduğu; ara eleman yetiştirmenin sıkıntılı; iş yerlerinde kademelenmenin hala başarılamadığı bir ülkede yönetici-patron gibi kavramlar bile işlerlik kazanmamışken, alan disiplinleri açısından ‘başarılı’ adledilen işler parayı veren tarafın alanı zaten bilmemesi yüzünden harcanıp nice ‘başarısız’ uygulamalar işi pazarlayanın çene zekası ile kazanç sağlayabilirken; bahsettiğin tarafların hali hazırda ticaret ilişkisine bağlı etik ve uygulamaları da ziyadesi ile problem oluyor.
    Bir logo için ‘yahu iki dakikada yapacağınız iş, şunun fiyatını biraz daha inelim’den tut da başta yapılan anlaşmanın şartlarını dahi teslimat/basım dan önce hala ödemede indirim yaptırmak/yapılan işlere eklenti istemek (logonun yanına bir tabela, yapmışken bir broşür daha?) vb. herşey için azim etmenin kronikleştiği ülkemizde ne yazık ki işi yapan personelin yetiştirilmesi ya da iş verenlerin eğitilmesi gibi hülyalardan ziyade çalışanların portfolyosunu genişletmesi ve zamanla istediği müşteriyi seçebilme/reddedebilme seviyesine gelebileceğini ümit etmek kalıyor geriye.

  7. Altuğ Gürkaynak   •  

    Dediklerinin tamamına katılıyorum Hacer, fakat portfolyo genişletme, müşteri seçme/reddetme seviyesine çıkana kadarki sürede freelance çalışanlara nasıl rahatlık sağlarım ben biraz bunun üzerine kafa yoruyorum, yorulsun istiyorum.

    Kalifiye elemanların eğitiminin yanında senin de dediğin gibi kalifiye işveren / iş isteyen kavramının da güzel ülkemde oturmasını can-ı gönülden umuyorum :)

  8. Can   •  

    Devamını bekliyorum, konu hepimiz ilgilendiriyor :)
    İzmir’den selamlar.

  9. Pingback: Freelance Çalışmalarda Ücretlendirme ve Fırsatlar! | İŞİM Gücüm Web - Altuğ "Mr. Goodbytes" Gürkaynak

  10. Pingback: Freelance Anlaşmalarda İş Akdi (sözleşme) | İŞİM Gücüm Web - Altuğ "Mr. Goodbytes" Gürkaynak

AKLINIZDAKİLERİ PAYLAŞIN, SORU SORUN veya YORUM YAZIN