Ticari başarısızlıklarım ve zaferlerim!
İlk ne zamandı diye düşündüm ve buldum!
Bir şeyi parayla sattığım ilk anım, kardeşimle oyuncaklarımızı karşılıklı dizip, pazar yerindeymiş gibi annemize “gel vatandaaş, yepyeni arabalar burdaaa!” diye bağırıp satış yapmamızdı. Annemiz harika bir öğreticidir ve bize para alıp vermeyi, para üstünü hesaplamayı, pazarlık etmeyi hem bu oyunla, hem de sık sık beraber mahalle pazarına giderek öğretti/sevdirdi. Ne şanslıyız ki böyle haika bir annemiz var
Efendim, peşinden okul okul okul, ders ders ders, geldik lise 1-2 yıllarına. İnternet Türkiye’de yeni, biz de Fen Lisesi’nden 4-5 arkadaş Tübitak Bilgisayar kulübüne üye olduk. Haftada 4 saat (randevulu) internet kullanabiliyoruz Ankara’daki büyük Tübitak binasında. 5.25”lik yelpaze gibi disketlerimiz var, okulun bilgisayar laboratuvarı da ders bittikten sonra açık. 286′larda siyah beyaz, internetsiz ama 3,2′lik DD ve hatta HD disketlerimizle program yazıyoruz. Tubitak’tan indirdiğim
Skyglobe ve banner hazırlama yazılımlarını (freeware – ücretsiz dağıtılıyordu) isteyenlere diskete çekip satmaya başladım. Şimdi her cep telefonunda bulunan, ama o zaman için “vay canına!” dediğimiz yılan oyununu Microsoft yazmıştı. Onu da Türkçe’ye çevirip 1-2 bölüm ekledik sonuna QBasic’de ama satamadık, aldık ağzımızın payını hocalardan, oturduk.
Lise son sınıfta dersane maceraları başlarken renkli ekranda oyunlar, grafik kartı ne demektir, ses kartı nasıl ayarlanır sorunsallarıyla boğuşuyorduk ve NBA’98 – FIFA’98 en gözde oyunlardı. İlk girişimciliğimi sanırım o sırada birkaç bilgisayarcıyı gezip bana veresiye oyun vermelerine ikna ederek yaptım. Bana 5′er – 10′ar indirimli ve veresiye, oyun veriyorlar, ben de bunları bilgisayarcılardan daha ucuza dersanede ve okulda satıyordum. Ummadığım gibi satış oldu, çok sevinçliydim. Tabii önemli not: Bu oyunlar korsandı, ama korsan ne demektir, lisans nedir, o zamanlar dünyadan haberimiz yoktu. Fişi – Faturasıyla ticaret yaptığımızı sanıyorduk
oysa ki korsan CD işine ilk giren ve çıkan olmuştum belki de.

Üniversite biterken yeni bi mecra açıldı. Okuldaki topluluğumuzda karar aldık, dedik ki bu yıl bahar şenliklerinde değişik bir şey yapıp topluluğa para kazandırmamız lazım, ne yapsak? Ertesi hafta şenliklerde tavuk şiş yapılması kararı alındı ve bir gecede 1 leğen dolusu tavuk – domates – biber şişlere dizildi. Ertesi gün pişirme ve satış işlerinden sorumluydum birkaç arkadaşla beraber ve hayatımda katıldığım en eğlenceli bahar şenliğini yaşadım. Giderlerimizden kalan kârdan bana düşen payla hemen bir Superonline internet paketi aldım. İlk yatırım!
Yıllar geçti, maaşlı işlere girilip çıkıldı, kiminden maaş alınamadı, kiminde patron “bir sabah ansızın gidebilirim” deyip sırra kadem bastı. Günlerden bir gün, tam da evde biriken yüzlerce kitap gözüme pek nahoş görünmeye başladığı sıralarda, 2002′nin Temmuz ayında GitiGidiyor.com‘u keşfetim. Herkes her şeyi satabiliyor, aradığı herhangi bir şeyi yerinden kalkmadan alabiliyordu. Henüz gelişmiş yardım sayfaları yoktu ama, başınız her sıkıştığında yardım eden insanlar vardı içeride.
Eski kitaplarımdan bir iki tanesini satışa koydum ve satılıp, para hesabıma gelince , bana da bir keyif geldi
Alım-satım yapmaya ve bu işi ciddi bir kaynak olarak görmeye başladım. Hatta bir açık artırmada “Harf devriminden sonra yapılan ilk resmi yazışma”yı bir GitiGidiyor sahaf’ından çok ucuza satın alınca, bunu da başarılar hanesine yazdım.
Aradan yıllar geçti ve GittiGidiyor’la yollarımız bu sefer iş için kesişti. Bir GittiGidiyor çalışanı olarak hem bu eski dostla çalışmaya devam ediyor, hem de onu geliştiren ekipte yer alıyorum.
[718] defa okundu.

İnsanların hayatındaki o başarı grafiği üç aşağı beş yukarı aynıymış meğersem. Bir insan her zaman bazı şeyleri tutturamıyor veya bir çok başarısızlıktan sonra tek bir başarı o insanı meşhur edebiliyor. Bence internet sektörüde tam böyle bişey, girişimcilik ruhu olduktan sonra tek bir başarılı iş yapmak o bütün ticari başarısızlıkları silip süpürür. Güzel ve samimi bir yazı olmuş altuğ abi, tebrikler
Teşekkürler sevgili Yaşar