Bugün (Cumartesi) Çanakkale’de olacağımdan bugünkü “e-tohum kampı” davetiyemi şirketimizden arkadaşım Bengü’ye devretmiştim. Bu e-tohum kampını eşimle izlemeyi çok istiyordum oysa ki. Sabah e-postalarımı kontrol ederken harika bir mesajım vardı Burak Büyükdemir‘den, şöyle diyordu:
“19 Aralık 2009 cumartesi günü düzenlediğimiz etohum kampını internetten canlı yayına başladık adres: http://www.etohum.com/canli”
Yayına biraz geç girebildim, ben açtığımda canlı yayında Favit.com‘un kurucusu Konstantin Hristov konuşuyordu. Microsoft Silverlight desteği ile verilen yayın son derece kaliteli ve kesintisiz! Şu anda bu yazıyı yazarken konuşan E-bebek.com kurucusu Halil Erdoğmuş‘u sanki en ön sırada oturuyormuş gibi seyredebiliyorum! Keyifli konuşmasına toplantıyı izleyenlerin kesinlikle aklında kalacağına emin olduğum “3 üzüm tanesi ve 3 küp altın” hikayesi ve buna ek olarak çıkardığı dersi aktararak başladı. E-bebek’in benim gördüğüm kadarıyla en büyük farkı, sadece çevrimiçi ticaret değil, annelerin hassasiyetini de anlayarak gerçek (ve büyük) bir mağazayla da destelemesi. Yani almak istediğiniz ürünü dilerseniz sanal mağazalarından, dilerseniz 5.000 m2‘lik gerçek mağazalarından alabiliyorsunuz.
Halil bey’den önce Hepsiburada.com kurucusu Kaan Dönmez‘in samimi ve keyifli konuşmasını seyrederken ne yazık ki Google Chrome üzerinden girdiğim site sık sık kilitleniyordu. Bir küçük not ileteyim hemen, Internet Explorer kullanırsanız kesintisiz çalışıyor..
Kaan bey’in peşinden Yonja.com CEO’su (Genel Müdürü diyemiyoruz son 1-2 senedir) Dilawar Syed konuştu. Konuşmasında en önemli yeri bence Sosyal medya ve ilerisinin en büyük projelerinin Kuzey Amerika’dan değil, Türkiye, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerden çıkacağı vurgusu idi.
Kapanış konuşmalarından (yapıldıysa) hemen önce yayın kesildiğinden, haberler benden bu kadar
Bursa’da Maden’de patlama oldu, kontrolsüzlükten. Kontrolle sorumlu olanlar ölenlerin ailelerine 5′er bin lira sus payı verdi. Ölen oğulun, kocanın değeri anca bu kadar denildi.
Örümcek adam 4 yıl aradan sonra tekrar Türkçe yayınlanmaya başladı. Neler neler kaçırmışız..
Aşkı memnun, kendi memnun değil dizisinin klonları çıktı, herkes birbirine hasta bu dizilerde.
19 Temmuz 2009 Pazar günü artık tam dumansız Türkiye’ye merhaba diyoruz. Toplumun tüm kesimlerini ve özellikle gelecek nesilleri, başkalarının içtiği sigara ve tütün ürünlerinin dumanın zararlı etkilerinden korumak amacıyla yeniden düzenlenen Yasa uygulanmaya başlıyor.
19 Temmuz 2009 tarihinden itibaren, ikamete mahsus konutlar haricinde kamu ve özel tüm binaların kapalı alanlarında, toplu taşıma araçlarında sigara içilemeyecek ve diğer tüm tütün ürünleri kullanılamayacak. Yasada belirlenmiş istisnai alanlar son derece sınırlı.
Türkçe bilimsel tanımı şöyle verilmiş; “Ekonomik büyümenin belirli bir süre negatif ya da yavaş olmasıdır. Ekonomide atıl kapasitenin olması ya da ekonominin uzun vadeli büyüme oranından daha düşük bir oranda büyümesi.”
Gelin bunu yaşayan birinin gözünden (tabii siz de yaşıyorsanız başka) tanımlayalım.
Durgunluk nasıl başladı? Bir günde olmadı tabii ki, ama bizde diğer ülkelerdeki gibi bir yavaşlama süreci de yaşanmadı. “Kriz gelecek! Kriz patlayacak! Şöyle fena olacak, böyle canımız yanacak!” naaralarıyla ve zaten geçmiş 2 acı krizin etkisiyle insanlar acı acı işlerin frenine bastı…
Uzun zamandır insanlara sadece Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sine bakarak bugünkü vaziyeti görebileceklerini ve çarelerinin de yine aynı metinde verildiğini anlatmaya çabalıyorum.
Okullarda her sınıfta bulunsa da artık öğretmen’lerin zahmet edip ezberletmediği veya anlamı üzerinde durmaya tenezzül etmediği bu metin, o sınıflardaki ve o sınıflardan geçmiş herkesin zihninde yankılanması gerekirken, unutulur oldu.
Bugün Yakuter‘in sayfalarında konuya tekrar yer vermesiyle, ben de bu akımı destekliyor ve Gençliğe hitabeyi sayfalarımdan yayınlıyorum. 1 dakikanızı ayırıp tane tane okumanızı rica ediyorum.