arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘İnternet’

HTML5 ve CSS3

Çarşamba, 23 Haz 2010

HTML web sayfaları oluşturmaya yarayan standart bir programlama dildir. HTML 5 ve CSS 3 gibi yeni teknolojiler web siteleriyle olan etkileşimimizi şimdiden değiştirmeye başladı. Peki bu yeni gelişmeler nedir ve biz internet kullanıcılarını nasıl etkileyecek gelin bakalım.

Öncelikle, HTML ve CSS nedir?

İnternet henüz yeniyken, web siteleri neredeyse sadece HTML ile geliştiriliyordu. Ancak bir siteyi sadece HTML ile biçimlendirmek zorlu bir çalışma ve yapabilecekleriniz de sınırlı. İşte bu noktada devreye CSS giriyor.

Açılımı Cascading Style Sheets (Stil Sayfaları) olan CSS, web tarayıcısına HTML sayfasının nasıl gözükmesi gerektiğini anlatan dosyadır. HTML web sitesinin iskeletidir. CSS ise sayfadaki belli elemanların nasıl gözükeceğini belirtir: Yazı fontları, font renkleri, arka plan stilleri vb. CSS web sitesi tasarlamayı kolaylaştırır. CSS öncesinde başlık, içerik, vb.nin nasıl gözükeceği ayrı ayrı HTML ile belirtiliyordu. CSS tek bir dokümanda değişiklik yapıp bu değişikliği tüm siteye uygulamaya olanak vererek tasarımcılara büyük esneklik ve kolaylık sağladı.

devamını oku…

[207] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Web Tasarım , , , , ,

Css Sprite Tekniği

Pazartesi, 31 May 2010

Google’ın yeni değer yargıları doğrultusunda yeni yeni kıymeti bilinmeye başlanılan fakat uzun süredir var olan bir teknikten bahsetmek, bilmeyenleri bu teknikle tanıştırmak istiyorum: Css Sprite

Öncelikle bilmeliyiz ki bu mucizevi veya karmaşık bir yöntem değil, bilakis hayatımızı kolaylaştıran, kodumuzu düzgün yazmaya bizi yönlendiren ve en önemlisi veri trafiğinde dosya (görsel) alış verişini minimum’da tutmamıza yardımcı olan bir yöntem.
devamını oku…

[320] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Web Tasarım , , ,

Avatar ve bazı notlar

Pazartesi, 28 Ara 2009

Bugünlerde herkes Avatar‘dan bahsediyor. Bir bilimkurgu sever olarak biraz geç de olsa sonunda bu cumartesi gidip 3 boyutlu versiyonunu seyredebildim. Ayıp bana, gösterime gireli 2 hafta oldu halbuki :)

Filmde gitmeden önce bir yığın eleştiri okumuştum Twitter ve FriendFeed‘de. Filmi izledikten sonra bunlardan yalnızca birine katılabiliyorum, o da 3 boyutlu seyretmemiz için dağıtılan gözlükler -evet çok kaliteliler ama-  filmin ışığını o kadar engelliyor ki, film neredeyse karanlık.

Ara sıra gözlükleri çıkarıp baktığımda aslında filmin ne kadar parlak renklerde olduğunu görüp hayıflanmadım desem yalan olur. 3 Boyut adına filmin ilk 5 dakikası hariç de öyle aman aman bir 3 boyutlu gerçeklik hissi yoktu. Yani demem o ki, henüz Avatar’ı seyretmemişseniz 3 boyutlusu hiç de şart değil.

Ben Kadıköy’deki Tepe Natilüs’te seyrettim. Bilet çok pahalı, üzerine bir de 1.5 lira gözlük kirası, 1 lira da internetten bilet aldığım için hizmet bedeli ödedim. Mybilet adındaki bu internetten bilet alma sisteminin -bu kafayla- çok uzun ömürlü olacağını sanmıyorum. Organizasyonlarla anlaşıp bu şekilde bir hizmet veriliyorsa bunun firmaları için gelir yapısının sinema (veya konser, sergi) salonu sahipleri veya organizatörleriyle anlaşılması ve ücretin organizasyondan sonra alınmasını daha doğru buluyorum. “Hayatını kolaylaştırıyorum ama para peşin” mantığı artık geride kaldı. Umarım mybilet yetkilileri de kazançlarının baş aşağı gittiğini görmeden bu -kendileri için- hayati durumu düzeltirler.

1 lira için amma konuştun” diyebilirsiniz ama yine hafta sonu dikkatimi çeken bir konuyla lafı bağlayayım. Sokakta yarım litre pet şişe su: 50 kuruş. Bir lokanta veya hamburgercide en az 1 lira, sinema’da 2.5 – 3 lirayı buluyor. Bakkaldan geçen akşam aldığım 1.5 Litrelik büyük boy pet su ise 75 kuruş. İçinden 6 bardak su çıkıyor. Yani sevgili okur, 1 lira önemli bir şey! İstanbul dışında Türkiye’nin her yerinde 1 lira = 2 ekmek parası ediyor. Bu işin vatandaş tarafı.

Kurumsal taraftan baktığınızda bilet ayarlamak ve basmak için 1 lira çok büyük bir rakam. Rakipsizlik (mybilet’in rakibi var mı gerçekten bilmiyorum) fiyatı istediğiniz gibi kullanmak olmamalı. Bizim halkımız uzun süredir gözü kapalı yaşıyor ama internet hayatımıza girdikçe ve günlük bir alışkanlık halini aldıkça esneye-gerine uyanırmış gibi yapıyoruz son zamanlarda. Uyandığımızda işler çok değişecek ;)

Konudan çok saptık, Avatar’a geri dönelim.

Bu film, bazı arkadaşların dediği gibi “öyle teknoloji adına çok da bir şey yoktu“, “dağ fare doğurdu” eleştirilerine şamar gibi bir cevap vermiyor. Gerçekten ben de öyle “Aman Yarabbi! Bu bir devrim!” dediğim teknolojik bir yenilik görmedim. Ama bu benim sinema efektleri ve görsellik alanında hiç bir uzmanlığım veya bilgim olmamasından da kaynaklanıyor olabilir.

Efektler gerçekten çok güzel, “Başka bir dünya” hissi ise şimdiye kadar yapılmışların en iyisi ve artık bir mihenk taşı niteliğinde.

Ama filmin asıl önermesini kaçırmanız imkansız. “İnsan bazen çok pislik olabiliyor arkadaş!” diyor film ve doğa ile tüm canlıların aslında bizim görmezden geldiğimiz dengesini anlatıyor. Biraz Doğa ana “Gaia” efsanesini andırıyor ve bu çok hoşuma gitti. Adam gibi bir mesajı olan, kaliteli, size gerçek duyguyu veren, kızdıran, hüzünlendiren, kahkaha attıran GERÇEKTEN GÜZEL BİR FİLM!

Bilimkurguyla uzaktan yakından alakanız yoksa bile gitmenizi, yok inat edip gitmeyecekseniz, sinemanın sinemada izlenmesi gerektiği fikrine alışamadıysanız, DVD’si çıktığında mutlaka edinmeniz gereken bir film Avatar.

[552] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Güncel , , , ,

Chrome kullanıcıları goo.gl’a kavuştu!

Pazartesi, 21 Ara 2009

Hatırlarsanız goo.gl ile ilgili önceki yazımda ana sayfasının halen aktif olmadığını fakat feedburner yoluyla goo.gl kısaltmaların mümkün olduğundan bahsetmiştik.

Artık URL kısaltması yapmak istediğiniz her sayfayı Chrome Eklentilerini kullanarak anında goo.gl kısaltmasını oluşturmak, twitter veya facebook’ta tek tıkla kullanmak mümkün oldu. Şu adresten ulaşabileceğiniz “goo.gl url shortener” eklentisini Google Chrome’unuza yüklediğinizde bu işlemi tek tıkla ve çok sade bir mini pencerede yapmanız mümkün. Sadeliği dolayısıyla benim seçimim bu eklenti oldu. Bu yazıyı yazdığım şu sırada eklentiyi kullanan 3,776 kişi olduğunu görüyorum.

Ayrıca başka bir eklenti daha var ki bu biraz daha gelişmiş hali. URLShortener‘a http://goo.gl/Hv4F adresinden ulaşabilirsiniz. Bu gelişmiş URL kısaltma düğmesi size istediğiniz URL kısaltma hizmetini kullanma özgürlüğü sunuyor. Bu eklentiyi de yazıyı yazdığım şu anda sadece 129 kişi kullanıyor!

Seçim sizin!

[746] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak İnternet , , ,

Evden E-tohum keyfi!

Cumartesi, 19 Ara 2009

Bugün (Cumartesi) Çanakkale’de olacağımdan bugünkü “e-tohum kampı” davetiyemi şirketimizden arkadaşım Bengü’ye devretmiştim. Bu e-tohum kampını eşimle izlemeyi çok istiyordum oysa ki. Sabah e-postalarımı kontrol ederken harika bir mesajım vardı Burak Büyükdemir‘den, şöyle diyordu:

19 Aralık 2009 cumartesi günü düzenlediğimiz etohum kampını internetten canlı yayına başladık adres: http://www.etohum.com/canli

halil_erdogmusYayına biraz geç girebildim, ben açtığımda canlı yayında Favit.com‘un kurucusu Konstantin Hristov konuşuyordu. Microsoft Silverlight desteği ile verilen yayın son derece kaliteli ve kesintisiz! Şu anda bu yazıyı yazarken konuşan E-bebek.com kurucusu Halil Erdoğmuş‘u sanki en ön sırada oturuyormuş gibi seyredebiliyorum! Keyifli konuşmasına toplantıyı izleyenlerin kesinlikle aklında kalacağına emin olduğum “3 üzüm tanesi ve 3 küp altın” hikayesi ve buna ek olarak çıkardığı dersi aktararak başladı. E-bebek’in benim gördüğüm kadarıyla en büyük farkı, sadece çevrimiçi ticaret değil, annelerin hassasiyetini de anlayarak gerçek (ve büyük) bir mağazayla da destelemesi. Yani almak istediğiniz ürünü dilerseniz sanal mağazalarından, dilerseniz 5.000 m2‘lik gerçek mağazalarından alabiliyorsunuz.

Halil bey’den önce Hepsiburada.com kurucusu Kaan Dönmez‘in samimi ve keyifli konuşmasını seyrederken ne yazık ki Google Chrome üzerinden girdiğim site sık sık kilitleniyordu. Bir küçük not ileteyim hemen, Internet Explorer kullanırsanız kesintisiz çalışıyor..

Kaan bey’in peşinden Yonja.com CEO’su (Genel Müdürü diyemiyoruz son 1-2 senedir) Dilawar Syed konuştu. Konuşmasında en önemli yeri bence Sosyal medya ve ilerisinin en büyük projelerinin Kuzey Amerika’dan değil, Türkiye, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerden çıkacağı vurgusu idi.

Kapanış konuşmalarından (yapıldıysa) hemen önce  yayın kesildiğinden, haberler benden bu kadar :)

Teşekkürler E-Tohum ve Microsoft..

[403] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak İnternet , , , ,

Ticari başarısızlıklarım ve zaferlerim!

Pazar, 25 Eki 2009

bozuk-paralarİlk ne zamandı diye düşündüm ve buldum!

Bir şeyi parayla sattığım ilk anım, kardeşimle oyuncaklarımızı karşılıklı dizip, pazar yerindeymiş gibi annemize “gel vatandaaş, yepyeni arabalar burdaaa!” diye bağırıp satış yapmamızdı. Annemiz harika bir öğreticidir ve bize para alıp vermeyi, para üstünü hesaplamayı, pazarlık etmeyi hem bu oyunla, hem de sık sık beraber mahalle pazarına giderek öğretti/sevdirdi. Ne şanslıyız ki böyle haika bir annemiz var :)

Efendim, peşinden okul okul okul, ders ders ders, geldik lise 1-2 yıllarına. İnternet Türkiye’de yeni, biz de Fen Lisesi’nden 4-5 arkadaş Tübitak Bilgisayar kulübüne üye olduk. Haftada 4 saat (randevulu) internet kullanabiliyoruz Ankara’daki büyük Tübitak binasında. 5.25”lik yelpaze gibi disketlerimiz var, okulun bilgisayar laboratuvarı da ders bittikten sonra açık. 286′larda siyah beyaz, internetsiz ama 3,2′lik DD ve hatta HD disketlerimizle program yazıyoruz. Tubitak’tan indirdiğim skyglobe Skyglobe ve banner hazırlama yazılımlarını (freeware – ücretsiz dağıtılıyordu) isteyenlere diskete çekip satmaya başladım. Şimdi her cep telefonunda bulunan, ama o zaman için “vay canına!” dediğimiz yılan oyununu Microsoft yazmıştı. Onu da Türkçe’ye çevirip 1-2 bölüm ekledik sonuna QBasic’de ama satamadık, aldık ağzımızın payını hocalardan, oturduk.

Lise son sınıfta dersane maceraları başlarken renkli ekranda oyunlar, grafik kartı ne demektir, ses kartı nasıl ayarlanır sorunsallarıyla boğuşuyorduk ve NBA’98 – FIFA’98 en gözde oyunlardı. İlk girişimciliğimi sanırım o sırada birkaç bilgisayarcıyı gezip bana veresiye oyun vermelerine ikna ederek yaptım. Bana 5′er – 10′ar indirimli ve veresiye, oyun veriyorlar, ben de bunları bilgisayarcılardan daha ucuza dersanede ve okulda satıyordum. Ummadığım gibi satış oldu, çok sevinçliydim. Tabii önemli not: Bu oyunlar korsandı, ama korsan ne demektir, lisans nedir, o zamanlar dünyadan haberimiz yoktu. Fişi – Faturasıyla ticaret yaptığımızı sanıyorduk :) oysa ki korsan CD işine ilk giren ve çıkan olmuştum belki de. devamını oku…

[717] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Bağımsız , , , , , ,

eTohum, Girişimcilik kampından notlar

Cumartesi, 17 Eki 2009

17102009086Bugün (17 Ekim ’09) tüm gün süren yorucu ama bir o kadar da keyifli eTohum toplantısındaydık. Burak Büyükdemir sayesinde yine onlarca kişi keyifli ve aydınlanan bir gün geçirdik. Kendisine tekrar teşekkürler..

Aldığım notlra şöyle bir göz atıyorum da, hakikaten dolu dolu bir gün geçirmişiz. Konuşmacılar kimlerdi hemen sayalım;

Önce Burak Büyükdemir aldı sazı eline ve bazı kitap tavsiyelerinin yanı sıra yatırımcı görüşmelerinde, girişimcilerin dikkat edeceği can alıcı noktalara değindi. Yatırımcı Sunumu ve İş Planı olarak iki kısımda bizleri aydınlattı. Bol bol not alındı :)

Ardından e-ticaret, e-dünya ve başına e- koyabileceğimiz herşeyden anlayan, internet dünyasının içinde bir hukukçu, Av. Gökhan AHİ ile Marka, patent, Şirket ( = Şerik = Ortaklık ), haklar ve hükümllüklerden bahsettik. Bol sorulu bu bölümün de tadı damağımızda, yeni sorular aklımızda kaldı ve başka bir zaman 2 günlük bir kamp yapılması gerektiği burada belli oldu. devamını oku…

[898] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak İnternet , , , , , , , ,