Drago – 7 (Ben bir Garip Ejderim, köşe bucak gezmeyim)
Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili okurlarımız.
Zekası ve fiziği hormonlu domates gibi hızlı gelişen Ejderha Drago‘nun maceralarına devam etmeden önce bir hatırlatmada bulunmak lazımdır.
Sevgili okurlar, bildiğiniz gibi uzun süredir yazmadım ve gelişme hızını göz önünde bulundurursanız az sonra okuyacaklarınızın mantıksal olarak sizi şaşırtmaması gerekiyor, fakat “ben görmeden inanmam” diyenler de çıkacaktır, ne diyelim, bugün değilse yarın görürsünüz efendim ![]()
İlk Deneme
Drago’nun uçuş merakı, ona vizontele’deki pilot gözlüğünden almamla tavana vurmuştu. Artık her gece binbir söz-yeminle, kimseye görünmeyeceğine, uçaklara helikopterlere dikkat edeceğine söz vererek gece uçuşlarına hız vermişti.
Artistliği tutup dolunayda çıkmak istemesine ben şiddetle karşı koysam da annem haline acıyip “gençliğine ver” diyordu. Ama tehlike büyük sevgili okurlar, öyle böyle değil. Bizimkinin niyeti dolunayda ayın önünden geçip kanatlarını gere gere Ankara’ya Batman gölgesi düşürmekmiş. Bak hele serserinin yaptığına bak! NEyse tabii Annemin son sözü söylemesiyle bizimki birkaç defa daha uçtu-geldi-kondu. takılıyordu yani kendince.
Sonunda bu şımarığa bir ders vermenin zamanı geldi deyip planımı uygulamaya soktum.
Bir gün dedim ki;
- Drago, bak filmlerde gördün, ejderhalara binip uçan insanlar var.
- Eee bana ne? Hem onlar film.
- Saçmalama oğlum! Ben de sana binecem, beni gezdireceksin artık geceleri.
- Bak abi, 2 lokma yemek verip besledin diye ne demek binmek minmek, oluyor mu ama?
- Oğlum bunda gocunacak birşey yok, sırtına oturucam nah şuraya kanatlarınla boynunun arasına. Taşıyamazmısın beni de?
- Taşırım da, nasıl olacak be abi, ben pike yapıyorum, takla atıyorum icabında, tutunabilecek misin?
Düşündük taşındık, bir cins eyer yaptırmaya ikna ettim bizimkini.
Ankara’nın dışında at çiftliği olan bir tanıdığa hemen o gece bir telefon çakip, özel bir eyer yapip yapamayacağını, ne kadara malolacağını sordum. Gem de vermek istediğini duyunca Drago küplere bindi! “Ben ağzıma at gibi o şeyi tutturmam, aklından bile geçirme” diye dayılandı bana. “Yok oğlum ne alakası var istemez zaten ben sana güveniyorum” dedim, yatıştırdım. Eyerin hazırlanması 1 haftayı bulacakmış, o arada ben de bizimkine Ejderha Mızrağı serisini okudum. Seriyi okuyanlar bilirler, kitapta ejderhalara binen iyi ve kötü süvariler anlatılmaktadır.
Daha bir haftayı bulmadan eyerimiz hazırdı. üzerinde birkaç değişiklik de yapip drago’nun sırtına bağladık. Aslında daha çok bir yelek gibi o kendi giyiyor, ben de kemerlerini önden sıkıyordum. Benim düşmemem için de bir cins X şeklinde beni eyere sabitleyen bir emniyet kemeri sistemi geliştirdik. İlk uçuşumuza artık hazırdık.
Balkona çıktık gece 2-3 gibi, ben zar zor sırtına çıktım Drago’nun ve kendini balkondan bırakıverdi. Sevgili okurlar bir an taşıyamadı da düşüyoruz sandım, o korkuyu ancak Bungee Jumping yapanlar bilir herhalde. Şuan bunları yazarken 10-15 uçuş yapmış olmama ramen aynı heyecanı yaşar gibi oluyorum.
İlk önce ikimizin de birbirimize uyum sağlayabilmesi için bizim mahallenin dışından bir tur atip döndük. Bizimki hemen havaya girmişti, pilot gözlüğünü aldı, tekrar havalandık. Annem baya korkuyordu “Aman yavrum iyi tutun, Drago, aman Altuğ abine dikkat et emi yavrum”
Kendimizden öyle geçmiştik ki drago dinlensin diye konduğumuz bir gökdelenin (konya yolundaki condominium plaza) tepesinde laflarken havanın aydınlanmaya başladığını görüp teleşa kapıldık ve soluğu evde aldık.
Artık geceler bizden sorulurdu!
- devamı yakında -
Drago’dan gelişmeler köşesi:
- Boy: 350cm
- Kanat açıklığı: 440cm.
- Pilot gözlüğüyle çektirdiğimiz resmi kendi köşesindeki duvara astık. Magaloman olacak sanırım.
- Yarasaların geceleri uçtuğu zamanlarda onunla temas kurmaya çalıştıklarını ama insanlarla çok yaşadığı için onları tam olarak anlayamadığını söylüyor.
- Rakı seviyor ama rakı sofrasında cıvıtıyor. “İçim yanıyor uleaan” dediğinde masanın altına kendimizi zor atıyoruz, SICAK bir nefesi var.
- Sokaktan kardeşim bir kedi buldu, şimdilik el kadar. Annesinden ayrılmış, Drago’yla yatıyor geceleri, baya sıcak oluyordur ama kedi de drago da memnun. (Kedinin adını Drago “Şerafettin” koydu. Şero diyoruz. Leman’yak hastası zaten bizim koca kanat)
- Çok pis Mortal Kombat oynuyor. Öğrettiğime öğreteceğime pişman oldum
Klavye zor kullanıyor diye bilgisayara game-pad bağladık, acayip combo yapıyor!
[57] defa okundu.

