arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Drago’

Drago – 7 (Ben bir Garip Ejderim, köşe bucak gezmeyim)

Cuma, 19 Ağu 2005

Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili okurlarımız.
Zekası ve fiziği hormonlu domates gibi hızlı gelişen Ejderha Drago‘nun maceralarına devam etmeden önce bir hatırlatmada bulunmak lazımdır.
Sevgili okurlar, bildiğiniz gibi uzun süredir yazmadım ve gelişme hızını göz önünde bulundurursanız az sonra okuyacaklarınızın mantıksal olarak sizi şaşırtmaması gerekiyor, fakat “ben görmeden inanmam” diyenler de çıkacaktır, ne diyelim, bugün değilse yarın görürsünüz efendim :)

İlk Deneme
Drago’nun uçuş merakı, ona vizontele’deki pilot gözlüğünden almamla tavana vurmuştu. Artık her gece binbir söz-yeminle, kimseye görünmeyeceğine, uçaklara helikopterlere dikkat edeceğine söz vererek gece uçuşlarına hız vermişti.

Artistliği tutup dolunayda çıkmak istemesine ben şiddetle karşı koysam da annem haline acıyip “gençliğine ver” diyordu. Ama tehlike büyük sevgili okurlar, öyle böyle değil. Bizimkinin niyeti dolunayda ayın önünden geçip kanatlarını gere gere Ankara’ya Batman gölgesi düşürmekmiş. Bak hele serserinin yaptığına bak! NEyse tabii Annemin son sözü söylemesiyle bizimki birkaç defa daha uçtu-geldi-kondu. takılıyordu yani kendince.

Sonunda bu şımarığa bir ders vermenin zamanı geldi deyip planımı uygulamaya soktum.
Bir gün dedim ki;
- Drago, bak filmlerde gördün, ejderhalara binip uçan insanlar var.
- Eee bana ne? Hem onlar film.
- Saçmalama oğlum! Ben de sana binecem, beni gezdireceksin artık geceleri.
- Bak abi, 2 lokma yemek verip besledin diye ne demek binmek minmek, oluyor mu ama?
- Oğlum bunda gocunacak birşey yok, sırtına oturucam nah şuraya kanatlarınla boynunun arasına. Taşıyamazmısın beni de?
- Taşırım da, nasıl olacak be abi, ben pike yapıyorum, takla atıyorum icabında, tutunabilecek misin?

Düşündük taşındık, bir cins eyer yaptırmaya ikna ettim bizimkini.
Ankara’nın dışında at çiftliği olan bir tanıdığa hemen o gece bir telefon çakip, özel bir eyer yapip yapamayacağını, ne kadara malolacağını sordum. Gem de vermek istediğini duyunca Drago küplere bindi! “Ben ağzıma at gibi o şeyi tutturmam, aklından bile geçirme” diye dayılandı bana. “Yok oğlum ne alakası var istemez zaten ben sana güveniyorum” dedim, yatıştırdım. Eyerin hazırlanması 1 haftayı bulacakmış, o arada ben de bizimkine Ejderha Mızrağı serisini okudum. Seriyi okuyanlar bilirler, kitapta ejderhalara binen iyi ve kötü süvariler anlatılmaktadır.

Daha bir haftayı bulmadan eyerimiz hazırdı. üzerinde birkaç değişiklik de yapip drago’nun sırtına bağladık. Aslında daha çok bir yelek gibi o kendi giyiyor, ben de kemerlerini önden sıkıyordum. Benim düşmemem için de bir cins X şeklinde beni eyere sabitleyen bir emniyet kemeri sistemi geliştirdik. İlk uçuşumuza artık hazırdık.

Balkona çıktık gece 2-3 gibi, ben zar zor sırtına çıktım Drago’nun ve kendini balkondan bırakıverdi. Sevgili okurlar bir an taşıyamadı da düşüyoruz sandım, o korkuyu ancak Bungee Jumping yapanlar bilir herhalde. Şuan bunları yazarken 10-15 uçuş yapmış olmama ramen aynı heyecanı yaşar gibi oluyorum.

İlk önce ikimizin de birbirimize uyum sağlayabilmesi için bizim mahallenin dışından bir tur atip döndük. Bizimki hemen havaya girmişti, pilot gözlüğünü aldı, tekrar havalandık. Annem baya korkuyordu “Aman yavrum iyi tutun, Drago, aman Altuğ abine dikkat et emi yavrum”

Kendimizden öyle geçmiştik ki drago dinlensin diye konduğumuz bir gökdelenin (konya yolundaki condominium plaza) tepesinde laflarken havanın aydınlanmaya başladığını görüp teleşa kapıldık ve soluğu evde aldık.

Artık geceler bizden sorulurdu!

- devamı yakında -

Drago’dan gelişmeler köşesi:
- Boy: 350cm
- Kanat açıklığı: 440cm.
- Pilot gözlüğüyle çektirdiğimiz resmi kendi köşesindeki duvara astık. Magaloman olacak sanırım.
- Yarasaların geceleri uçtuğu zamanlarda onunla temas kurmaya çalıştıklarını ama insanlarla çok yaşadığı için onları tam olarak anlayamadığını söylüyor.
- Rakı seviyor ama rakı sofrasında cıvıtıyor. “İçim yanıyor uleaan” dediğinde masanın altına kendimizi zor atıyoruz, SICAK bir nefesi var.
- Sokaktan kardeşim bir kedi buldu, şimdilik el kadar. Annesinden ayrılmış, Drago’yla yatıyor geceleri, baya sıcak oluyordur ama kedi de drago da memnun. (Kedinin adını Drago “Şerafettin” koydu. Şero diyoruz. Leman’yak hastası zaten bizim koca kanat)
- Çok pis Mortal Kombat oynuyor. Öğrettiğime öğreteceğime pişman oldum :( Klavye zor kullanıyor diye bilgisayara game-pad bağladık, acayip combo yapıyor!

[60] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 6 (Yol Yorgunları)

Cumartesi, 09 Tem 2005

4 Temmuz gece yarısı ben iş için Samsun’a, Drago’da Ufak bir kamp yapmak üzere Toroslar’a (kestirmeden) yola çıktık. Benim otobüsüm tam gece 00:00′da kalkıyordu, Dragonun kanatlar da o aralar gerilip gece göğüne yayılmıştı sanırım.

Samsun’a sabah vardım ve ilk iş Kurulum yapacağım devlet kurumuna gidip programı kurmaya ve eğitim vermeye başladım. Akşam başıma gelenler ve sonraki yol maceralarımı bilehare anlatırım.

Ertesi gün akşama kadar yol alip Trabzon’a vardım ve hapishane hücresi gibi bir pansiyon odasına yerleşip o dakika uykuya daldım. Sabah kalktığımda ilk iş yine kurulum yapımak ve akşam yola çıkacak şekilde hazırlık yapmak oldu. Tüm gece Ankara’ya yolculuk boyunca çok yorucu ama bir o kadar da eğitici bir otobüs maceram oldu.

Eve döndüğümde Drago hala dönmemişti ve ben onca günün yorgunluğunu atmak üzere yatağa attım kendimi. 13 saat uyumuşum. Kalktığımda drago dönmüş ve televizyon seyrediyordu. Annem de babamla beraber tatilde olduğundan kardeşim ve Drago’yu besleme işi de bana düştü. Yemek yaptım, bulaşık yıkadım. Yine iş – yine iş anlayacağınız. Bir türlü dinlenemiyordum. Drago’da da bir halsizlik sezdim. Dün gece parka gittiğimizde o da fazla kalmak istemedi ve eve gelip yattık hemen. Bizimki çat pat anlattı maceralarını. Ama o anlatırken ikimizin de gözleri kapandı ve uyuyakaldık.

Drago’dan gelişmeler köşesi:
- Boy 102cm
- Tek başına çıktığı gezide kanadına bir yara aldı. Sol kanadında bir çentik var.
- Anlattığına göre alev üflemiş baya. Ama çok üfleyince başı dönüyormuş :)
- Sıcaklar iyice bastırdı ama Ejderler sıcaktan kesinlikle etkilenmiyor. Yaz-Kış farkı yon bunlar için.
- Drago sakız ciğneyebiliyor ama ağız yapısı uygun olmadığı için balon şişiremiyor :P deli oldu.
- eski şortumu da Drago’ya verdim. güneş gözlüğü de takip resmini çektim, çok sevimli oldu. Eskiden Tv’de Denver diye bi dinozor vardı (çizgifilm) şehirde yaşar havai gömlek giyerdi ona benzedi.

Önemli not: Bu not Drago’nun kendi isteği üzerine eklenmiştir. Onun gerçekte var olmadığını düşünmek size daha güvenli bir dünyada yaşadığınızı hissettirecekse istediğiniz gibi düşünebilirsiniz ama Drago gerçek. Ayrıca insan yemeyeceğine söz verdi. Beşiktaş maçlarında bir istisna yapabilirmiş. Evet, Drago Beşiktaşlı, ben de GS’liyim. (kime çekti anlamadım ki)

[50] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 5 (Eve Dönüş)

Çarşamba, 29 Haz 2005

Uzun zamandır size Drago’yla ilgili yazamadım kusura bakmayın.
Bizimkinin büyüme sancıları iyice doruğa çıktığında artık tasmasız gezdireyim dedim bir gece parkta ve olanlar oldu. Drago Kaçtı!

O sabah halinde biraz huzursuzluk sezdim. Sürekli pencereden yukarı uzanip dışarı bakıyordu. Bazen de çişi gelmiş gibi iniltiler çıkarip başını bana çeviriyor sonra tekrar uzun uzun dışardaki parka bakıyordu. Ben görmezden geldim, bilgisayarda çok işim vardı çünkü. Şımarıklık yapıyor diye düşündüm ama hata etmişim!

Bizim evin arkasında sabit pazar kurulur perşembe ve pazar günleri. Önceki perşembe günü de pazarın toplanma saatinde, akşam, Drago’yu parka çıkardım. Bu sefer tasmasını çıkarip serbestçe dolaşmasını istedim. Neticede bana iyice alıştı diye düşünüyordum. Köpek sahipleri de bir yaştan
sonra dışarda tasmalarını çıkarır mutlu ederlermiş köpeklerini. Eh bizimki Ejderha kardeşim onun hakkı değil mi tasmasız dolaşmak? Çıkardım tasmayı, sonra bana biraz baktı, başını yana yatırdı (tipkı Jurassic Park’taki velociraptor’lar gibi göründü gözüme o an -tabii kırmızısi-) Sonra iki kanat çırpip yüzümün hizasına yükseldi ve “Tesssskür!” Diye cikledi.

Mutluluğum sadece birkaç saniye sürdü çünkü hızla parkın diğer ucuna gitti ve gözden kayboldu. Parkımızın ortasında hafif bir tümsek var, ben onun arkasına gitti sandım, koştum ama bulamadım. Ağaç pek yok bizim parkta, olanlar da zaten Drago’nun boyunda (o sabah ölçtüğümde boyu 70cm’yi biraz geçmişti) ve görünmüyordu ortada.

Seslendim, ıslık çaldım, gel yavrum dedim ama nafile, Drago gitmişti.

* * *

Evde onsuz geçen ilk gün hayatımdaki yerini anlamak için yetti de arttı bile. Meğer günün büyük bölümü Drago’yla geçiyormuş. Annem de üzüldü baya “Demek gitti Dragiş” diyordu.

Salondaki köşesini hiç bozmadım, içimde bir yerde bana son bakışında sanki birşey söylemek istiyordu diyen cılız bir ses kalmıştı. Zaten o ses tuttu beni Drago’nun köşesini bozmamak için.

Geçen 4 günde hatamı iyice anladım. Onu çok baskı altında tutmuştum. Zekasının ve fiziğinin hızlı gelişimini izleyip ona hayran kalırken, ergenlik çağına girdiğini görememişim. Hırçınlığını şımarıklığa, çocukluğuna yormuştum.

Geçmek bilmeyen 4 günün sonunda bir sabah, güneş yeni doğarken penceremde bir tıkırtı
Balkona iniş yapmış ve ayaklarının ucunda yükselip pencereye tık tık vuruyor tırnaklarını. Koşup balkon kapısını açınca bizim ufaklığın eskisi gibi ufaklık kalmadığını ve yakında başıma daha büyük işler açacağını farkettim aniden. Nerelerde takılmış, ne yiyip içtiyse, bizimki baya boy atmıştı, başı belime geliyordu artık ve balkondan odama girerken pulları daha parlak, yürüyüşü daha bir azametli göründü bana.

Bu hızlı büyümenin önüne geçemeyeceğimin farkındayım. Ne yapacağımı bilmez bir halde geçiyor günler. Neyse, bu konuda fazla da düşünmek istemiyorum.

Drago’ya sarıldığımda o da omzuma pençelerini koyup pış pış hareketi yapmaz mı çok güldüm. İnsanların arasında bir Ejderha. Vallahi tezatlar ülkesinde yaşıyoruz arkadaşlar. Gün geliyor bir ejderha sizi teselli etmek için elini omzunuza koyabiliyor..

* * *

Drago’dan gelişmeler köşesi:
- Boy 95cm
- Pullar daha parlak
- Gözleri mavimsi bir renk aldı döndüğünden beri
- Parkta artık hep tasmasız gidip geliyoruz
- Kediler Drago’yu seviyor o da onları. Hatta parktaki bir kediyi ellerine alip bana doğru uçtuğunda kedi onu tırmalamasa eve getirmemiz için ısrar edecekti.
- Annem Drago için özel bir deri yelek dikti, çok yakıştı (siyah)

Yine yazarım, kendinize iyi bakın

[48] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 4 (Büyüme sancıları)

Salı, 14 Haz 2005

Merhaba, bir haftadır Drago hakkında yazamadım. Biliyorum berak ediyorsunuz. Atılan notlar ve msn mesajları hep Drago’nun yeni macerasını sordu bu hafta ve işte size macera: ÇOK KIZGINIM!

Bizim ejderhacık kendini gerçek ejderha sanmaya başladı ve öğrenme kabiliyetini küçümsediğim için başıma iş açıldı. Bakın nasıl.

Haftasonu aklıma güzel bir fikir geldi ve bizim ufaklığa gerçek atalarını gösterebilmek için birkaç film seyrettirdim. Bence gerekliydi çünkü kediyle, kuş arası hallerde tavırlarda. Tamam yavru ama sen ejderhasın kardeşim, öyle evcil hareket etmesi için çalışsam da ne bileyim bir duruş, bir bakış, efendime söyleyeyim bir ne bileyim, bir Ejderha havası olur değil mi? Yok! Ben de ne yaptım, film seyrettirdim. Hay seyrettirmez olaydım

Önce Dungeons & Dragons, eh orada iyiler Altın Ejderhalar ve kötüler kızmızı ya, bizimki bozuldu o işe. Kanat çırpip gak guk bişeyler bağırip protesto etti. Neyse efendim, arkasından Dragon Heart’ı buldum eski cd’lerin arasından, onu sevdi neyseki. Sonra yemek yerken sırtını daha bir dik tutup gözlerini hafif kısık tutuyordu bilgiç göründü gözüme o zaman. Ama rol yaptığını bilsem de ilk defa gözüme gerçekten ejder gibi göründü. Koçum benim.

* * *

Ama sözkonusu olan bir ejderha ise işlerin beklendiği gibi gitmesi asla mümkün değildir.
Daha önce de bahsettiğim gibi Drago çok zeki ve hızlı öğreniyor. Şuan 20-30 kelime konuşabiliyor ve telafuzu da düzelmeye başladı.
Dün öğleden sonra yemeğini önüne koyduğumda pençeleriyle kapip odama getirdi ve gardrobun üzerine tüneyip yedi. İn diye bağırdım – kızdım ama banamısın demedi, üstüne üstlük ne yapsa beğenirsiniz? Bana tısladı terbiyesiz!

Akşam yemeği vermedim, bu sabah kahvaltısını eski usulde yedi. İsterse yemesin. ne yemek ne su o zaman. 21. Yüzyılda yaşadığını öğrenmesi lazım. Öyle filmlerden gaza gelerek delikanlı olunmaz Drago efendi. El mi yaman bey mi yaman..

* * *

Drago’dan gelişmeler köşesi:
Boyu 50cm kadar oldu.
Bilgisayarın düğmesine basip karşısına oturuyor film seyretmek istediğinde.
Ben içerdeysem ve cep telefonum çalarsa alip getiriyor.
Sert parçalar çaldığımda başını hızlı hızlı arkaya atip bağırarak kanat çırpıyor (sanırım böyle dansediyor bilemiyorum)
Leblebi ve çekirdek çitlemeyi seviyor ama parmakları henüz pek becerikli olmadığından çekirdekleri de beraber yiyor

Şimdilik bu kadar.

[50] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 3 (İlk Kelimeler)

Çarşamba, 08 Haz 2005

Konuştu :D
Drago konuştu bugün. kendi ismini söyledi ve sonra birşey daha: “Su” dedi.
İnsanların arasında olması belki de bu kadar çabuk konuşmasına imkan sağladı. Henüz 3 gündür yanımda ama kendi adını tuhaf bir aksanla söylüyor ve susadığında su isteyebiliyor.. aslında tam söylediği şu: “Drrrgo Sşuuu!” :aww: çok sevimli değil mi. bugün biraz vahşi oynadık, kolumu ısırdı biraz. Ama olsun. Minik ejderim konuştu.

Ben dışarda arkadaşlarımlaydım ama bizim ufaklık annemle beraber oturup Avrupa Yakası’nı seyretmiş. Pek birşey anlamıyor ama annem kahkaha attıkça o da başını çevirip köpek gibi dilini dışarı çıkarip onun gülüşünü inceliyormuş. yarın öbür gün internetten fıkra okuyup kikir kikir gülmeye başlarsa şaşırmam!

Bizi incelediğini görüyorum bazen. belgesel seyreder gibi, veya uslu bir bebek gibi bizi izleyip öğreniyor.
Merak ediyorum, bu hızlı büyümeyle ve bu zekayla ne olacak. 3 günde 2-3 cm büyüdü. ve eskisi kadar vahşi vahşi bakmıyor etrafa. evi ve çevresini tanıdı. sırtının ve kanat üstlerinin kaşınması çok hoşuna gidiyor. (hani birgün karşılaşırsanız sakinleştirmeniz gerekirse diye not alın isterseniz ;) )

Uyuması için küçük bir sepet yaptım. Bizim evde küçüklüğümden beri sürekli kedi mevcut olmuştur son birkaç seneye kadar, belki de o yüzden Drago’ya biraz kedi muamelesi yapıyorum. Ama ilerde iyice konuşur hale geldiğinde ihtiyaçlarını kendi söyleyebilir sanırım. Şuan akşam park gezmesinden sonra sepetinde uyuyor ve ara sıra eli, gözü seğiriyor. Rüyasında ne gördüğünü merak ediyorum.

Modern dünyanın tek evcil Ejderhasına sahip olmak tuhaf bir his. Sokakta fazla ömrü olmazdı heralde bu vahşi dünyada. Bir arabanın altında kalır ve ne olduğuna bile bakılmadançöpçüler tarafından bir çöplüğe atılırdı heralde. Şu haliyle o kadar masum ki. Belki de dünyaya bir canavar salacağım ama ona zarar verme düşüncesi bile beni üzüyor. Masallardaki gibi köyleri yakıp insanları yiyen bir canavara dönüşmesine izin vermem. Drago’yu seviyorum. Hem çok zeki, hem de sevgi dolu görünüyor.

Umarım yanılmam.

Yoksa bedelini hepimiz acı öderiz.

[50] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 2 (Park Macerası)

Salı, 07 Haz 2005

Ne dersen de ejderha işte kardeşim. Laftan anlamıyor ki hayvan. Bizim Drago’dan bahsediyorum. Çok yemiyor ama her yere etti odamda. sabahtan beri halıyı siliyorum. bi de pis kokuyor ki ..

Neyse, bugün Drago’yu parka götürdüm. Sabah erken kalktık, parkta dolaştırdım. Kakasını yaptı. Karşı apartmandaki kızın köpeğine saldırdı boyuna bakmadan.  Az kalsın kafasını koparacaktı köpek. Kıza diyorum “lütfen çekermisiniz köpeğinizi, hayvanımı korkutuyor” ama bizim draga laftan anlamıyor ki.. biraz pız, ne bileyim korkmuş gibi yap dimi.. haline bakmadan bizim bücür koca köpeğin üzerine atıldı. Kanatları şimdiden güçlü. Tasmasına asılip (evet ejderhaya tasma taktım :) ama çok sevilmli) beni bile zorladı.

Kızın dikkati köpeğindeydi allahtan. Drago’yu saklayip eve koştum. Bu arada konuştu galiba. Sanki kendi adını söylüyormuş gibi geldi.. Böyle: “drrra darggg” gibi birşeyler söylüyor.

Parktan gelince yoğurt yedirdim. Evde ne varsa tadına baktırıyorum. Sebze sevmiyor ama havuç yedi ve yoğurda bayıldı :D

Biraz önce StarWars’un eski bölümlerini seyrettik beraber. :jedi:
Kucağımda uyuyakaldı. bugünkü macerası onu yordu heralde. Uyandığında tekrar parka götürmem gerekecek. çok hızlı bi metabolizması var. Kuşa benzediği içinmidir nedir ne yese kakası geliyor :(

Kedi kumu falan mı alsam acaba.. bikaç ay öyle idare ederiz artık.. sonrasına da sonra bakarız napalım..

[48] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,

Drago – 1 (Drago’nun Bulunuşu)

Pazartesi, 06 Haz 2005

Bugün çöp dökerken kedi miyavlaması gibi bir ses duydum. yavru kedi sesi gibiydi. Çöpleri karıştırırken kırmızı bir kanat gördüm. bir an yarasa kanadı sandım ama değildi. Kırmızı kanatlı şeyden geliyordu ses. Önce korktum ama başını bana çevirip mavi gözlerini gözlerime dikince ikimiz de donakaldık. Onu görür görmez tanıdım.

Elimi uzattığımda kokladı ve minin dişleriyle ısırmaya çalıştı. ancak bir kedi yavrusu kadar ısırabiliyor şimdilik. Kucağıma alip eve götürürken ince tüysüz kuyruğunu koluma vuruyordu. korktuğunu anladım çünkü tekrar bağırmaya -gerçekten çok tiz bir sesi var- ve kolumu tırmalamaya başladı.

Eve geldiğimde anneme çaktırmadan odama getirdim onu. Üşümüş olduğunu -veya hayatı boyunca hiç üşüyeceğini- sanmıyorum. Zaten yaz şimdi. Haziranın ilk günleri. Peki buraya nasıl gelmiş olabilir..

Google’ı açip onun bildiğim tüm adlarını yazip şeklini doğru çizip çizemediklerini kontrol ettim bir saat kadar. çok eğlenceliydi. hiçbir ressam onu tüm detaylarıyla çizemez sanırım.

Bu arada acıktığını bana anlatmanın bir yolunu buldu ufaklık ve Kitaplarımdan birini kemirmeye başladı. Kasap’a gidecek kadar vaktim yok, ayrıca evdekiler odamdan gelen ciiiyyk seslerine gelebilirdi. buzluktan bir parça tavuk alip bir tabağa koydum ve odama getirdim. 10 dakikada tüketti çok açtı sanırım.

Şimdi uyuyor. Hala onun yarım metre yanımda penceremin önünde uyuduğunu görmesem inanmayacağım. Az önce ona bir ad koydum ve annemi çağırip alıştıra alıştıra gösterdim. anlattım. mantıklı bir kadın ama yine de korktu tabii..

Adını Drago koydum. ama annem Dragiş diyor.
O bir kırmızı ejder. tamam şimdi inanmayabilirsiniz. ben de bşata inanmadım. kan içinde bir güvercin sandım önce sonra da kırmızı bir kertenkele. Ama harika yarasavari kanatları var ve o kafa yapısını bir görseniz :)

Drago 20 cm boyunda ama okuduklarım doğruysa (ki bunlar çoğu fantastik yazarların ve ortaçağ tarihçilerinin yazdıkları ) çok hızlı büyüyecek. Onu hayvanat bahçesi veya benzeri biryerlere kaptırmak istemiyorum.

Buradan Drago ile yaşadığım deneyimleri yazıcam zamanla.

Şimdi uyandı. ona alimünyum folyo’dan sıkıştırılmış bir top yaptım, onunla oynuyor şimdi :)  çok sevimli bir mırıltı çıkarıyor minik gırtlağından.. kanatları uçacak kadar güçlendiğinde evde uçmaması için bir yol bulmam lazım.

Ha unutmadan. Okuduklarıma göre Kırmızı Ejderler çok zeki oluyormuş. konuşabilir, okuyup yazabilir, hatta büyü gibi şeyler yapabilirlermiş. Her ejder bir sihirle doğar diye birşey okumuştum. Ama zaman ilerledi. Drago belki de bilimadamı (pardon bilimejderi) olur :)

[48] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikaye ,