arşiv

‘Hikayeler’ kategorisi için arşiv

Drago – 4 (Büyüme sancıları)

Salı, 14 Haz 2005

Merhaba, bir haftadır Drago hakkında yazamadım. Biliyorum berak ediyorsunuz. Atılan notlar ve msn mesajları hep Drago’nun yeni macerasını sordu bu hafta ve işte size macera: ÇOK KIZGINIM!

Bizim ejderhacık kendini gerçek ejderha sanmaya başladı ve öğrenme kabiliyetini küçümsediğim için başıma iş açıldı. Bakın nasıl.

Haftasonu aklıma güzel bir fikir geldi ve bizim ufaklığa gerçek atalarını gösterebilmek için birkaç film seyrettirdim. Bence gerekliydi çünkü kediyle, kuş arası hallerde tavırlarda. Tamam yavru ama sen ejderhasın kardeşim, öyle evcil hareket etmesi için çalışsam da ne bileyim bir duruş, bir bakış, efendime söyleyeyim bir ne bileyim, bir Ejderha havası olur değil mi? Yok! Ben de ne yaptım, film seyrettirdim. Hay seyrettirmez olaydım

Önce Dungeons & Dragons, eh orada iyiler Altın Ejderhalar ve kötüler kızmızı ya, bizimki bozuldu o işe. Kanat çırpip gak guk bişeyler bağırip protesto etti. Neyse efendim, arkasından Dragon Heart’ı buldum eski cd’lerin arasından, onu sevdi neyseki. Sonra yemek yerken sırtını daha bir dik tutup gözlerini hafif kısık tutuyordu bilgiç göründü gözüme o zaman. Ama rol yaptığını bilsem de ilk defa gözüme gerçekten ejder gibi göründü. Koçum benim.

* * *

Ama sözkonusu olan bir ejderha ise işlerin beklendiği gibi gitmesi asla mümkün değildir.
Daha önce de bahsettiğim gibi Drago çok zeki ve hızlı öğreniyor. Şuan 20-30 kelime konuşabiliyor ve telafuzu da düzelmeye başladı.
Dün öğleden sonra yemeğini önüne koyduğumda pençeleriyle kapip odama getirdi ve gardrobun üzerine tüneyip yedi. İn diye bağırdım – kızdım ama banamısın demedi, üstüne üstlük ne yapsa beğenirsiniz? Bana tısladı terbiyesiz!

Akşam yemeği vermedim, bu sabah kahvaltısını eski usulde yedi. İsterse yemesin. ne yemek ne su o zaman. 21. Yüzyılda yaşadığını öğrenmesi lazım. Öyle filmlerden gaza gelerek delikanlı olunmaz Drago efendi. El mi yaman bey mi yaman..

* * *

Drago’dan gelişmeler köşesi:
Boyu 50cm kadar oldu.
Bilgisayarın düğmesine basip karşısına oturuyor film seyretmek istediğinde.
Ben içerdeysem ve cep telefonum çalarsa alip getiriyor.
Sert parçalar çaldığımda başını hızlı hızlı arkaya atip bağırarak kanat çırpıyor (sanırım böyle dansediyor bilemiyorum)
Leblebi ve çekirdek çitlemeyi seviyor ama parmakları henüz pek becerikli olmadığından çekirdekleri de beraber yiyor

Şimdilik bu kadar.

[187] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikayeler ,

Drago – 3 (İlk Kelimeler)

Çarşamba, 08 Haz 2005

Konuştu :D
Drago konuştu bugün. kendi ismini söyledi ve sonra birşey daha: “Su” dedi.
İnsanların arasında olması belki de bu kadar çabuk konuşmasına imkan sağladı. Henüz 3 gündür yanımda ama kendi adını tuhaf bir aksanla söylüyor ve susadığında su isteyebiliyor.. aslında tam söylediği şu: “Drrrgo Sşuuu!” :aww: çok sevimli değil mi. bugün biraz vahşi oynadık, kolumu ısırdı biraz. Ama olsun. Minik ejderim konuştu.

Ben dışarda arkadaşlarımlaydım ama bizim ufaklık annemle beraber oturup Avrupa Yakası’nı seyretmiş. Pek birşey anlamıyor ama annem kahkaha attıkça o da başını çevirip köpek gibi dilini dışarı çıkarip onun gülüşünü inceliyormuş. yarın öbür gün internetten fıkra okuyup kikir kikir gülmeye başlarsa şaşırmam!

Bizi incelediğini görüyorum bazen. belgesel seyreder gibi, veya uslu bir bebek gibi bizi izleyip öğreniyor.
Merak ediyorum, bu hızlı büyümeyle ve bu zekayla ne olacak. 3 günde 2-3 cm büyüdü. ve eskisi kadar vahşi vahşi bakmıyor etrafa. evi ve çevresini tanıdı. sırtının ve kanat üstlerinin kaşınması çok hoşuna gidiyor. (hani birgün karşılaşırsanız sakinleştirmeniz gerekirse diye not alın isterseniz ;) )

Uyuması için küçük bir sepet yaptım. Bizim evde küçüklüğümden beri sürekli kedi mevcut olmuştur son birkaç seneye kadar, belki de o yüzden Drago’ya biraz kedi muamelesi yapıyorum. Ama ilerde iyice konuşur hale geldiğinde ihtiyaçlarını kendi söyleyebilir sanırım. Şuan akşam park gezmesinden sonra sepetinde uyuyor ve ara sıra eli, gözü seğiriyor. Rüyasında ne gördüğünü merak ediyorum.

Modern dünyanın tek evcil Ejderhasına sahip olmak tuhaf bir his. Sokakta fazla ömrü olmazdı heralde bu vahşi dünyada. Bir arabanın altında kalır ve ne olduğuna bile bakılmadançöpçüler tarafından bir çöplüğe atılırdı heralde. Şu haliyle o kadar masum ki. Belki de dünyaya bir canavar salacağım ama ona zarar verme düşüncesi bile beni üzüyor. Masallardaki gibi köyleri yakıp insanları yiyen bir canavara dönüşmesine izin vermem. Drago’yu seviyorum. Hem çok zeki, hem de sevgi dolu görünüyor.

Umarım yanılmam.

Yoksa bedelini hepimiz acı öderiz.

[181] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikayeler ,

Drago – 2 (Park Macerası)

Salı, 07 Haz 2005

Ne dersen de ejderha işte kardeşim. Laftan anlamıyor ki hayvan. Bizim Drago’dan bahsediyorum. Çok yemiyor ama her yere etti odamda. sabahtan beri halıyı siliyorum. bi de pis kokuyor ki ..

Neyse, bugün Drago’yu parka götürdüm. Sabah erken kalktık, parkta dolaştırdım. Kakasını yaptı. Karşı apartmandaki kızın köpeğine saldırdı boyuna bakmadan.  Az kalsın kafasını koparacaktı köpek. Kıza diyorum “lütfen çekermisiniz köpeğinizi, hayvanımı korkutuyor” ama bizim draga laftan anlamıyor ki.. biraz pız, ne bileyim korkmuş gibi yap dimi.. haline bakmadan bizim bücür koca köpeğin üzerine atıldı. Kanatları şimdiden güçlü. Tasmasına asılip (evet ejderhaya tasma taktım :) ama çok sevilmli) beni bile zorladı.

Kızın dikkati köpeğindeydi allahtan. Drago’yu saklayip eve koştum. Bu arada konuştu galiba. Sanki kendi adını söylüyormuş gibi geldi.. Böyle: “drrra darggg” gibi birşeyler söylüyor.

Parktan gelince yoğurt yedirdim. Evde ne varsa tadına baktırıyorum. Sebze sevmiyor ama havuç yedi ve yoğurda bayıldı :D

Biraz önce StarWars’un eski bölümlerini seyrettik beraber. :jedi:
Kucağımda uyuyakaldı. bugünkü macerası onu yordu heralde. Uyandığında tekrar parka götürmem gerekecek. çok hızlı bi metabolizması var. Kuşa benzediği içinmidir nedir ne yese kakası geliyor :(

Kedi kumu falan mı alsam acaba.. bikaç ay öyle idare ederiz artık.. sonrasına da sonra bakarız napalım..

[171] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikayeler ,

Drago – 1 (Drago’nun Bulunuşu)

Pazartesi, 06 Haz 2005

Bugün çöp dökerken kedi miyavlaması gibi bir ses duydum. yavru kedi sesi gibiydi. Çöpleri karıştırırken kırmızı bir kanat gördüm. bir an yarasa kanadı sandım ama değildi. Kırmızı kanatlı şeyden geliyordu ses. Önce korktum ama başını bana çevirip mavi gözlerini gözlerime dikince ikimiz de donakaldık. Onu görür görmez tanıdım.

Elimi uzattığımda kokladı ve minin dişleriyle ısırmaya çalıştı. ancak bir kedi yavrusu kadar ısırabiliyor şimdilik. Kucağıma alip eve götürürken ince tüysüz kuyruğunu koluma vuruyordu. korktuğunu anladım çünkü tekrar bağırmaya -gerçekten çok tiz bir sesi var- ve kolumu tırmalamaya başladı.

Eve geldiğimde anneme çaktırmadan odama getirdim onu. Üşümüş olduğunu -veya hayatı boyunca hiç üşüyeceğini- sanmıyorum. Zaten yaz şimdi. Haziranın ilk günleri. Peki buraya nasıl gelmiş olabilir..

Google’ı açip onun bildiğim tüm adlarını yazip şeklini doğru çizip çizemediklerini kontrol ettim bir saat kadar. çok eğlenceliydi. hiçbir ressam onu tüm detaylarıyla çizemez sanırım.

Bu arada acıktığını bana anlatmanın bir yolunu buldu ufaklık ve Kitaplarımdan birini kemirmeye başladı. Kasap’a gidecek kadar vaktim yok, ayrıca evdekiler odamdan gelen ciiiyyk seslerine gelebilirdi. buzluktan bir parça tavuk alip bir tabağa koydum ve odama getirdim. 10 dakikada tüketti çok açtı sanırım.

Şimdi uyuyor. Hala onun yarım metre yanımda penceremin önünde uyuduğunu görmesem inanmayacağım. Az önce ona bir ad koydum ve annemi çağırip alıştıra alıştıra gösterdim. anlattım. mantıklı bir kadın ama yine de korktu tabii..

Adını Drago koydum. ama annem Dragiş diyor.
O bir kırmızı ejder. tamam şimdi inanmayabilirsiniz. ben de bşata inanmadım. kan içinde bir güvercin sandım önce sonra da kırmızı bir kertenkele. Ama harika yarasavari kanatları var ve o kafa yapısını bir görseniz :)

Drago 20 cm boyunda ama okuduklarım doğruysa (ki bunlar çoğu fantastik yazarların ve ortaçağ tarihçilerinin yazdıkları ) çok hızlı büyüyecek. Onu hayvanat bahçesi veya benzeri biryerlere kaptırmak istemiyorum.

Buradan Drago ile yaşadığım deneyimleri yazıcam zamanla.

Şimdi uyandı. ona alimünyum folyo’dan sıkıştırılmış bir top yaptım, onunla oynuyor şimdi :)  çok sevimli bir mırıltı çıkarıyor minik gırtlağından.. kanatları uçacak kadar güçlendiğinde evde uçmaması için bir yol bulmam lazım.

Ha unutmadan. Okuduklarıma göre Kırmızı Ejderler çok zeki oluyormuş. konuşabilir, okuyup yazabilir, hatta büyü gibi şeyler yapabilirlermiş. Her ejder bir sihirle doğar diye birşey okumuştum. Ama zaman ilerledi. Drago belki de bilimadamı (pardon bilimejderi) olur :)

[173] defa okundu.

Altuğ Gürkaynak Hikayeler ,

Drago

Pazar, 01 Ağu 2010